18 Temmuz 2010 Pazar

PUSAN

Kore havayollarına ait uçakla 10 saatlik bir yolculuk sonrasında önce Seul Incheon havaalanına, daha sonra 1 saatlik bir karayolu seyahati ile iç hat uçuşlarının yapıldığı Gimpo havaalanına geldik. Tekrar 1 saatlik bir iç hatlar uçuşundan sonra da Pusan'a ayak bastım.
Pusan bir tatil merkezi olmasının yanısıra Güney Kore'nin en büyük film festivalinin yapıldığı şehir. Nüfusu 3,5
milyonu bulan şehir şifa dağıtan kaplıcaları ile de ünlü.
Kore mutfağı Türk mutfağının temel unsurlarından olan ekmek, süt ürünleri ve peynir gibi gıdalar yerine deniz ürünleri ve pirinci başköşeye oturtmuş. Pusan'da çok renkli bir balık hali ve deniz ürünlerinin satıldığı bir çarşı mevcut. Hatta dillere destan canlı ahtapot yemeğinden de tatma olanağı buldum. Pirincin her türlü şekli tüketiliyor. Pirinçten yapılan lezzetli tatlılar ve de ünlü Soju (http://en.wikipedia.org/wiki/Soju) ilk akla gelenler. Bir diğer önemli ürün de her derde deva olduğu söylenen Kırmızı Ginseng.

Herkes teknoloji ile haşır neşir. Elektronik cihazlar prestij amaçlı kullanılmıyor. Günlük hayat teknolojinin herkes tarafından faydalanması üzerine kurulu. Her alanda yerli ürün kullanımı da had safhada.

Şehirde kaldığım 6 gün boyunca gördüğüm araçların %90'ı Hyundai yada Kia idi. Ayrıca herkesin elinde televizyon seyrettikleri Anycall marka cep telefonları vardı. Türkiye'ye kıyasla elektronik ürünler yaklaşık %40 kadar daha ucuz.

Bir de aklınızda bulunsun, Kore'de bahşiş vermeye çalışmayın asla. Çünkü kimse bahşiş kabul etmediği gibi bir de bunu hakaret sayıyor.

Madem festival için gittik, biraz da Kore Film Endüstrisi'nden bahsedelim. 2009 yılında Güney Kore'de sinemaya giden seyirci sayısı 150 milyon kişi. Yerli filmlerin bu toplamdaki payı ise %51. Aynı yıl toplam 102 uzun metrajlı film üretilmiş. Bu rakamlar Türkiye ile karşılaştırılamayacak kadar gelişkin bir endüstrinin varlığına işaret ediyor.

Benim açımdan Türkiye'deki Kore algısı ve ilgisini ise en iyi gösteren şey ise havaalanından evime dönerken taksinin şoförünün sorduğu "abi Şenol Güneş'i gördün mü orada?" sorusu oldu.